not too deep

• Jan. 11, 2009 - Bağlanmayacaksın

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. 
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. 
Demeyeceksin işte. 
Yaşarsın çünkü. 
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. 
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. 
Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin o'nu sevdiğinden. 
Çok sevmezsen, çok acımazsın. 
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. 
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini... 
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. 
Senin değillermiş gibi davranacaksın. 
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın. 
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. 
Çok eşyan olmayacak mesela evinde. 
Paldır küldür yürüyebileceksin. 
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, 
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. 
Gökyüzünü sahipleneceksin, 
Güneşi, ayı, yıldızları... 
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. 
"O benim." diyeceksin. 
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin... 
Mesela gökkuşağı senin olacak. 
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. 
Mesela turuncuya, yada pembeye. 
Ya da cennete ait olacaksın. 
Çok sahiplenmeden, 
Çok ait olmadan yaşayacaksın. 
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, 
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. 
İlişik yaşayacaksın. 
Ucundan tutarak...

CAN YÜCEL
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• Oct. 11, 2007 - SEVGİLİM


İlk gün göz göze geldiğimiz elbiseni çıkar sandıktan sevgilim,
Giyin kuşan benze bahar ağaçlarına,
Göreyim yılbaşı ağacı gibi süslendiğini,
Işıl ışıl ama yeşil yeşil
Sevgilim bu akşam balomuz var,
Bu akşam en güzel eserler çalınmakta burda,
Bu akşam en güzel kadınlar ve eli öpülesi hanfendiler var,
Bir tek sen yoksun Kadınım.
Bu akşam balomuz var,
İlk gün göz göze geldiğimiz elbisen balo elbisen olsun bu akşam,
Çorapların örümcek ağından ince olsun,
Ayakkabıların taze badem kabuğu gibi narin olsun,
E birde boynunda gerdanlığın olmalı,
Parıldamalı elektrik istasyonları ışıltısıyla,
Sevgilim ilk gün göz göze geldiğimiz elbiseni çıkar sandıktan,
Böyle bir akşamda ne münasebet,
Böyle bir akşamda,
Bir bayrak kadar onurlu ve güzel olmalı benim kadınım.

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• Aug. 3, 2007 - LAR


Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
İkincisinde, daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,
Çok az şeyi
Ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim.
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler,
Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim bir çok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten.
Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın.
Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan,
Gitmeyen insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.
Eğer yeniden başlayabilseydim,
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.
Ama işte 85'indeyim ve biliyorum...
ÖLÜYORUM...


Jorge Luis Borges

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• Feb. 3, 2007 - Kazim Koyuncu-Gidiyorum

                  

Dünyada bir yerdeyim ben
Yol kenarlarındaki su birikintilerindeyim
Yerim yurdum yoktur benim
Yarim yurdum yoktur benim
Sadece gökyüzüne göreyim

Uzak yerler çeker beni
İsterim ki gemilerle gideyim
Bugün burda şarkılar söylerim
Ben kendime şarkılar söylerim
Ama yarın hiçbir yerdeyim

                       

 

               

 

İşte gidiyorum;
Birşey demeden
Arkamı dönmeden
Şikayet etmeden
Hiçbirşey almadan
Birşey vermeden
Yol ayrılmış, görmeden GİDİYORUM!

Ne küslük var ne pişmanlık kalbimde
Yürüyorum sanki senin yanında
Sesin uzaklaşır herbir adımda
Ayak izim kalmadan GİDİYORUM!

Geldiğinde kalbim de kırılmadı
Gönülkuşu şarkıdan yorulmadı
Bana kimse sen gibi sarılmadı
Işığımız sönmeden GİDİYORUM!

 

 

http://www.youtube.com/watch?v=DcCM1A52L-k

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• Jan. 24, 2007 - ...

Solgun benizli ölüm meleği,
Sınırsız bir gülüşle karşıma dikilse de,
Acılarımla ruhum buhar olup uçsa da,
Bilin ki hala yaşıyorum

Yastığımın ucunda
Eriyen,
Soluk çehreli bir mum
Soğuk ışın serpse de ah,
Bilin ki hala yaşıyorum

Terli alnımla
Taş kesilmiş vücudumu,
Kefene sarıp kara tabuta koysalar da,
bilin ki hâlâ yaşıyorum.

Acımasız ölüm meleğinin titrek gülüşü
Dokunaklı çanın çalmasıyla,
Tabutum ağır ağır ilerlese de,
Bilin ki hâlâ yaşıyorum.

Yas şarkıları söyleyen insanlar,
Siyah giysileri ve asık suratlarıyla
Tütsü ve dualar yaysalar da,
Bilin ki hâlâ yaşıyorum.

Çukurumu kazıp beni gömseler de
Yasa bürünmüş sevdiklerim
Ağlaşıp ayrılsalar da
Bilin ki hâlâ yaşıyorum.

Ama eğer bir köşede
Unutulup giderse mezarım,
Ve hatıram da solarsa,
Ah işte ben o zaman ölürüm.

Bedros Turyan
(İstanbul, 1851- 1872)

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• Dec. 31, 2006 - Savaşta Ne Yaptın Baba

                                            

 

Yıllar geçip de Irak saldırısının ateşi küllendiğinde siyasetçiler, askerler, diplomatlar, borsacılar, silah tüccarları, işadamları, sanatçılar, gazeteciler çocuklarından aynı soruyu duymaya başlayacaklar:

“Savaşta ne yaptın?”

Kiminin hafızasında emziğiyle ölmüş bir Iraklı bebeğin fotoğrafı olacak, kiminin hafızasında kızlarının başucunda ağıt yakan analar; başlarına geçirilmiş poşetlerle oğullarına sarılan esirler; bir petrol kavgasında yok yere canına kıyılmış siviller, harap edilmiş şehirler...

“Seyirci kaldık” diyecek siyasetçiler...

“Silah sattık” diyecek tüccarlar...

“Kâr ettik” diyecek borsacılar...

Benim cevabım ise bu kitapta...

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• Dec. 4, 2006 - özgürlük

Aşk, özgürlük düşü yetmez;
özgürlüğün kendisi, hala yetmez;

Hayatın kendisi,
ve en sonunda giderken oradan,
hayattan her şeye bedel,
küçük,
mütevazi,
o en anlamlı tebessüm sizin olsun…
Elbette mümkün değil ama,
her şey gönlünüzce olsun…

Neden olmasın?...
Kazim Koyuncu (11.05.2004)

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• Nov. 29, 2006 - Hatırlanabilir olmak...

Nazım Hikmet'in Bursa Cezaevi'nde tutsaklık günleri.

Koğuş arkadaşlarını okumaya yazmaya yönlendiren Nazım, aynı zamanda cezaevi yönetimine de yardım etmektedir.

Cezaevi denetimine Adalet Bakanlığı'ndan bir müfettiş gelir.

Bir kaç gün denetim yaptıktan sonra müdüre:

"Nazım da buradaymış, çağır da görelim nasıl biridir?" der.

Nazım'ı odaya getirirler. Müdür koltuğuna iyice kurulan müfettiş Nazım'ı tepeden tırnağa süzer ve:

"Demek Nazım sizsiniz." der.

Nazım'a oturması için yer göstermez.

Kısa bir konuşma sonrası,

"Gidebilirsiniz." der.

Nazım tam kapıdan çıkarken durur ve müfettişe:

"Ömer Hayyam adını duydunuz mu?" diye sorar.

Müfettiş hemen atılır:

"Kim duymaz Hayyam'ı."

Nazım:

"Hayyam zamanında İran hukumdarı kimdi?" diye sorar.

Müfettiş şaşırır.

Nazım konuşmasını sürdürür,

"Görüyorsunuz sanatçıyı anımsadınız ama hükümdarı anımsamadınız.

Yıllar sonra beni dünya anımsayacak ama dönemin Adalet Bakanı'nı ve sizi kimse anımsamayacak." der çıkar.

Müfettiş yaptığı yanlışı anlar, Nazım'ı geri çağırır ama Nazım koğuşunun yolunu tutmuştur.

Sahi, o dönemin Adalet Bakanı kimdi?

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• Nov. 15, 2006 - Kanda pıhtılaşmayı önlemek için çikolata

 

                                             

Kanda pıhtılaşmayı önlemek için çikolata  
John Hopkins Üniversitesi ve Bloomberg Halk Sağlığı Okulu araştırmacıları, günde iki çorba kaşığı siyah çikolata yemenin, kandaki pıhtılaşmanın önüne geçilmesine yardımcı olabileceği sonucuna ulaştılar.

Bilim adamlarının, aspirinin kandaki pıhtılaşmaya etkisi üzerine yapılan daha büyük bir araştırma sırasında çıkarttıkları sonuca göre, çikolata, aspirinle benzeri bir biyokimyasal etki yaratıyor ve kandaki pıhtılaşmayı azaltıyor. Profesör Diane Becker, araştırma sonucunda, kakao çekirdeğindeki kimyasalın, kandaki pıhtı hücrelerinin azaltılmasında, aspirinle aynı biyokimyasal etkiyi yarattığını öğrendiklerini söyledi.

Siyah çikolatanın, tansiyonu düşürebildiği ve kan dolaşımına farklı faydaları olduğu bilim adamlarınca yaklaşık 20 yıldır biliniyor. American Heart Association'ın yıllık bilim toplantısında duyurulması planlanan son araştırma, gıda tüketiminde normalin dışına çıkılmamasını öğütlüyor ve düzenli diyetin bir parçası olarak yenecek bir parça çikolatanın veya içilecek sıcak çikolatanın insan sağlığı için iyi olduğu sonucuna ulaşıyor.
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• Nov. 13, 2006 - gülmeli ... (affettiren şiir)

Bir serçenin kanadında mı yol almalı,

Bir serçe parmağında mı yaşamalı düşleri…

 

Bazı düşler güldürür, bazıları öldürür derler

Siz hiç düşün güzelinin öldürdüğünü gördünüz mü?

Ben bugün öldüm,

Bir düşüm vardı,

Düştüm.

Tekrar kalkarım ayağa dert değil

Ya incinenler

Bir inci gibi dizildiler boğazıma kelimeler

Sustum

Kanadım, kan oldum aktım,

Dondum

Bir güvenilmez prensmişim, bunu ben bu sabah anladım.

 

Gece oldu güzel düşler tekrar içimi ısıttı

Beni sorarsanız şu anda iyiyim,

Kendime gelirim,

İncindin mi derseniz, cevabını kendi içimde gizlerim

Kırıldım,

Ama kırık kalemle de yazmasını bilirim,

Ben yaşamaktan vazgeçmedim ki yazmaktan vazgeçeyim

Yine, yine yeniden yazarım,

o düşlerin güzeline

Bir serçe parmağında yaşayan o ağlayan prensese

 

Benim ülkemde prensesler sadece gülmeli, gülmeli, gülmeli

 

İyi geceler, tatlı uykular düşler prensesi
 

ö.

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

"Bir tek şu gülmelerimiz yanımıza kar kalacak"!

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS

Kategoriler

Kategori yok

Arkadaşlar

aynurundunyasi
alhaz
sanalyakuza
ecocali
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:2
Son Sayfa | Sonraki Sayfa